The individual has always had to struggle to keep from being overwhelmed by the tribe. If you try it, you will be lonely often, and sometimes frightened. But no price is too high to pay for the privilege of owning yourself...
Nietzsche
18 Mayıs 2011 Çarşamba
why
9 Mayıs 2011 Pazartesi
u could be the 1
We bring it in but we go no further
We're separate
Two ghosts in one mirror, no nearer
Later on if it turns to chaos, hurricane comin all around us
See the crack, pull it back from the window,
you stay low, say when
5 Mayıs 2011 Perşembe
in a manner of speaking
21 Nisan 2011 Perşembe
musicians are my kryptonite
25 Mart 2011 Cuma
kalpsiz
Söyle bana sebepsiz biter mi aşk?
Söyle bana sebepsiz affeder mi aşk?
8 Mart 2011 Salı
volver
Gimme a ticket for an aeroplane,
Ain't got time to take a fast train..
Lonely days are gone, I'm a-goin' home,
'Cause my baby just a-wrote me a letter.
I don't care how much money I gotta spend,
Got to get back to my baby again
Lonely days are gone, I'm a-goin' home,
'Cause my baby just a-wrote me a letter.
Well, she wrote me a letter
Said she couldn't live without me no mo'
Listen mister can't you see I got to get back
To my baby once a-mo'--anyway...
Box Tops - the letter
Seni özlüyorum al tamam teslim oluyorum
SENİ SEVİYORUM..
İstediğin bu değilmiydi.. Yeterince acı çektiğime inandığım için sadece ilişkilerden kaçıyorum. Hepsi yettii.. diyorum. Ama sen uyurken sarılınca dayanamıyorum. Veya ''benim evimdesin misafirsin colayı ben getiricem'' dediğinde. O kadar iyi niyetli ki bi insan ancak bu kadar gerizekalıca saf olur derken... Kimse bana hayatım boyunca senin kadar iyi davranmadı anlıyormusun? Ben seni seviyorum demem ben ''kapa çeneni gerizekalı'' derim. Haklısın ''open relationship'' isteyen bendim. Sen kalmamı istedin. Ben kalmaya dayanamadığım için kaçtım kaçtım. Ama artık kaçmak istemiyorum. Seninle kalmak istiyorum. Bütün gece bana sarılmanı istiyorum...
İşleri bu kadar boktan hale getirdikten sonra nasıl geri dönülür bilmiyorum. Geri dönülebilir mi onu da bilmiyorum. Sadece canımı yakma. Canım yanmasın diye ördüğüm o kocaman duvarlarım vardı.. Sonra seni haketmediğin hiç bi suçunun olmadığı bişeye sürükledim. Haklısın yalan söyledim. Yalanlaaaarr söyledim. Yakalandım.
Delinin tekiyim ama deliliğimi sevdin itiraf et. Üzgünüm.. Pişmanım diyemem çünkü ben buyum. Ama eğer beni tüüüüm bu kusurlarıma rağmen hala sevmeyi kabul ediyorsan.....
3 Mart 2011 Perşembe
BLOGUMA DOKUNMAA!!
28 Şubat 2011 Pazartesi
delirmeden önceki son çıkış
5 Şubat 2011 Cumartesi
yapboz
Dünyanın her yerinde yaşayabilecekken neden burası diye sordu?
Niye burası?
öneri: Aerosmith - Crazy
2 Şubat 2011 Çarşamba
just this
Ergenlik dönemimde aptal plastik kilitleri vardı günlüklerimin. Çoğu hediye gelmiş kalpli, çiçekli, böcekli kız çocuğu günlükleri işte. Bana kalsa herhangi bir defter parçası da olurdu, yazmak için pembe kokulu kağıtlar gereksizdi. Önemli olan görüntü değil içerik ya. (Yüksek bütçeli hatta şu aralar 3D muhabbetinin döndüğü Hollywood filmlerinden nefret etme sebebim. Hayır abi Avatar müthiş değil!!) Neyse konuyu dağıtmadan.... Aslında dağılması normal çünkü şu aralar pek ne yazacağımı bilemiyorum. Korkunç bi dönem. Neysee..
Bu bloga 2 seneden fazladır yazıyormuşum (evet yeni farkettim ne var). Zaman çok çabuk geçiyo... Bomboş bi dönemdi hayatımda. Ne yapmak istediğime karar vermeye çalışıyordum. Aslında önemli olan ne yapmak istediğim değildi de, hayatımla ilgili mantıklı kararlar almaya çalışıyordum işte. O zamanlar sayımız gerçekten çok azdı. Dönüp dolaşıp aynı bloglarda alırdık soluğu. (Ah bizim zamanımızdaki bayramlar demeyeceğim...) Neysee..
Tekrar dönüp okudukça ne kadar karışık yazdığımı farkettim. Bazı olayları ve kişileri ben bile anlamadım ilk okuduğum anda. Sonra çaktım. Bazı yazıları okuyunca "bunu ben mi yazdım lan yok artık gidip kitap da yazıyim bari elim değmişken" dedim. (Dedim evet ne var?!) Bazı yazılarda da kendimi "spastik", "embesil" ha bideee "utanmaz-arlanmaz" ilan ettim :) Neysee..
Şu aralar hayatıma bakacak olursak eğer... İş aynı yoğunlukta devam ediyor. Ofiste yattığım geceler bilirim. Hayatımın aşkı dünyayı ele geçirme planlarından vazgeçip ülkeye kesin dönüş yaptı. 1.5 sene sonra ilk kez görüşüp tekila içtik. Belimden kavradı beni kendine doğru çekti ama öpmedi bile. Belkide artık beni öpmek istemiyordur. Ya da hatta beni sevmiyordur... Neyseee..
Not 1: Hayatımın aşkı beni kolumdan tutup Tron filmine götürdü. Başkası götürse hayatta 3D filme gitmezdim de hayatımın aşkı işte naparsın... Spoiler vermeden anlatmak gerekirse filmin başlarında karakterimiz babasının eski atari salonuna gidince....... (80'ler o 'yeah atari salonları falan) şalterleri kaldırıncaaa...... Jukebox'ta JOURNEY-SEPERATE WAYS çalmaya başlıyor!!! Nası hoşuma gittiii, ne zamandır da dinlememişim özlemişim falan :) adamı o an öpesim geldi iyiki Tron'a geldik falan yuppiii modlarındayım ama o beni öpmedi. Koltuklarımızın aramızdaki ortak koluna aynı anda kollarımızı bile koymadık. Kolu koluma değmedi hani. Ulan 14 yaşımdayken bile cinsel olarak şu andakinden daha aktiftim allahın belası.
Not 2: Müzikal bi nottan sonra okumalık bi not; PATTI SMITH-JUST KIDS kitabı müthiş-müthiş-müthiş. Türkçeye de çevrilmiş. Çeviri olarak okumak isterseniz de ismi ÇOLUK ÇOCUK. Kitabı çok fazla anlatmak istemiyorum, kendiniz hayal edin-yaşayın-tadın diye. Ama gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki şu 3D filmlerden bi bok olmaz.
Haydi dostlar öperim... Kalın sağlıcakla!