The individual has always had to struggle to keep from being overwhelmed by the tribe. If you try it, you will be lonely often, and sometimes frightened. But no price is too high to pay for the privilege of owning yourself...

Nietzsche
Lost etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Lost etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Mayıs 2011 Çarşamba

why

içini açarsan birşey olmaz dediler
içini bi kere birine açarsan o seni kucaklar dediler
evet sarıldı bikaç kere...

biz asla olamayız dedim
nedenim vardı
nedenlerim vardı
öncelikle benim buz tutmuş kalbim vardı
buz kırıcılarıya deşilmiş yüreğim vardı
ben iyi değildim
sen iyi olmayan biriyle yapamazdın

şişelerce şarap bitirdik...
doymadık devam etmek istedim
gel benimle dedim
çooook çooooook uzaklara gidelim
biz olalım demek istedim
diyemem biliyorum.

uzak durmanı istedim durmadın evet
duramadın biliyorum
ama gelmedin de
gelemezdin
kovdum seni defol git dedim
ah sana ne kadar ihtiyacım olduğunu söyleyebilseydim keşke
ah içimi dökebilseydim bi kere
ama dedim yaa
ben kalpsiz olmak için eğitildim
şimdi sen istediğin kadar benim elimi tutmaya çalış
benim ellerim yok edilmiş
dokunmayı bile bilmiyorlar..

biz asla olamazdık..

4 Ocak 2011 Salı

imdat

Gözlerimi kapadım önce yaparım sandım. Öyle çok aldatmak istedim ki seni... Acı çekmeni istedim işte, artık senin malın değilim hissini vermek ve biliyormusun yapamadım. Gözlerimi açtım iğrendim... üzerimdekileri çıkarmaya çalışan adamla boğuştum. Kalktım gecenin bi yarısı kaçarak uzaklaşmak istedim kapıyı kilitledi. Şimdi sıçtım dedim içimden. Herif ya sikecek ya sikecek... Karşı koyarsam ekmek bıçağıyla lime lime doğrayacak...


Kafasında bişiler kırdım hatırlamıyorum. Etraf kan içinde. Kaç Lia Kaç...

9 Kasım 2010 Salı

tek bir nefes..

Hastane koridorunda oturuyorum çaresizce
Üzerimde bir kot var rengi siyahmış bi zamanda artık fare grisi
Beyaz bi askılı bluz giymişim kareli oduncu gömleğinin içine
Belki 1 haftadır bu kıyafetlerleyim
Ağlıyorum, saçlarımı yoluyorum
Ağlıyorum, tırnaklarımı yiyorum

Annem orada küçücük bir odada
Bir sürü cihaza bağlı yatıyor
Zaten yalnızlık bahçesinde yaşıyordum ya
O bahçedeki yapayalnızlık kör kuyusuna
Kaldırıp attılar..

Kolumda annemin eski saati var
En az 20 senelik bi swatch
Sesi kalp atışlarımdan daha yüksek
Tik Tik yapması gerekirken TOK TOK diye
Kulağımda uğultu halinde eko yapıyor..

Küçükken birlikte öğle uykusuna yattığımızda
Saatin sesine göre nefes alışverişlerimizi ayarlardık
Aynı anda nefes alıp-vermece oyunuydu
Belki farklı iki bedendeyiz
Kalbimiz, beynimiz, düşüncelerimiz ayrı
Ama nefeslerimiz hep bir sanki
Senin için nefes alıyorum şu anda
Sende benim için nefes almaktan vazgeçme
SAKIN!



dipnot: yazı eskidir, tabiki annem hastanede yatarken bloguma yazı yazayım telaşesinde olmayı düşünemem, kendisi şu anda gaayet sağlıklıdır...