The individual has always had to struggle to keep from being overwhelmed by the tribe. If you try it, you will be lonely often, and sometimes frightened. But no price is too high to pay for the privilege of owning yourself...

Nietzsche

20 Kasım 2009 Cuma

aldatmak

insanoğlu herkesi aldatabilir
diğerlerini herşeye inandırabilir
bazen basit bi gülümseme yeterlidir
bazense bi kaç damla gözyaşı
hatta bazen kırık bi ses tonu bile işi görür
saf olduğunuza inanmak işlerine gelir
daha huzurlu uyurlar
"kızlarlayım" lafına inanmak istedikleri için inanırlar
insanoğlu herkesi kandırabilir
tek bi kişi dışında
kendisi..

12 Kasım 2009 Perşembe

O gece

Çok basit bişi vardı aklımda çok çok insani bi içgüdü.. Bu yüzden tamam dedim hadi "al beni burdan Taksim'e gidelim." Bi yemek yer başımdan savarım. Düşmez daha peşime. Yemeği biralar izledi (çooook biralar) ardından tekilalar (fazlaaa tekilalar).... Sonra hiç durmamacasına konuşmaya başladım. Sadece anlattım eminimki ona tek kelime etmesi için fırsat vermedim. Doğrularımı, yanlışlarımı, çocukluğumu, varoluşlarımı, yokoluşlarımı, terkedişlerimi, terkedilişlerimi, aşklarımı, nefretlerimi...... herşeyi herşeyi anlattım. Yıllarca insanların kendime ait bir cümle ipucu verebilmem için yalvardıkları anlardan sonra hayatımda 2. defa gördüğüm bi yabancıya tüm benliğimi çırılçıplak sundum. Neden mi?
Bilmiyorum ve hiç bilemeyeceğim.. Özgürdüm gidenler gitmişti ve kalan hiçbir sağ yoktu yine. Aynı dairelerde döndüm döndüm YİNE (!) bazen kendimi sirk hayvanı gibi hissetmiyo değilim ama herneyse...
Ardından "hadi gidip sevişelim" dedim. Bütün gece kafasını ütülememin bi bedeli olmalıydı ve ben o bedeli ödemeliydim. Bana herşeyin bi bedeli olduğu öğretilmişti çünkü... Bu gece de öyle olmadığını öğrenecektim... Evine gittik... İstanbul ayaklarımın altındaydı tam kelimesiyle... Yirmi küsürüncü kattan şehre bakıyodum hayran hayran... Sarıldı, ellerini itmedim... Öptü artık o yabancılığı kalmamıştı... İstersen diğer odada uyurum dedi...
Sabah gün aydınlandığında gecenin tüm büyüsü bittiğinde herşey iğrenç gözükür ve ordan kaçmak istersiniz ya ben istemedim. Hayatımda ilk defa hayal kurdum. Oda aydınlanmış olsada hiçbirşey farketmedi benim için... Hala bi büyü vardı benim vazgeçmek istemediğim...


Kafam karışık yazı da karışık oldu
Bunca zaman sonra paslanmışım sadece...

13 Eylül 2009 Pazar

Yerüstünden Notlar

ve ne zaman benliğim için ihtiyaç duysam
Nietzsche'ye dönerim
çünkü onun bakış açısından herşey farklıdır
ve onun herşey için iyi 1 nedeni vardır
biraz da delidir beni anlar
ya da ben onu anlarım
ama tabi ona göre deliliğin de 1 nedeni vardır
bu yüzden bir yere ya da birilerine ait olmaktansa
deli olarak anılmayı tercih eder..


neden olmasın :)

12 Eylül 2009 Cumartesi

1

yalnız geceler çok zor.. kokuna hasret kaldığım karanlık geceler
kendimi susturmaya çalışıyorum ama başaramıyorum
içimde öyle güzelsin ki, öyle büyük öyle derin seviyorum ki seni
her anımda seni istiyorum
aklımı hayallerimi tüm varlığımı sana adıyorum..
söyleyemediğim çok şey var
benden korkmanı istemediğim için, ne kadar deli olduğumu anlamaman için
gecenin karanlığında dönüp duruyorum yatağımda yine

bilirsin çok zor dalarım uykuya rahatsız ederim seni
yine de sesini çıkarmazsın hatta daha da içten sarılırsın bana
inanmadığım huzuru bulurum bende
sorunsuz uyurum..
sabah kalkıp önce kahvelerimizi koyarım
ardından kahvaltımızı ederiz
senin hatrın için bal yerim :)

mutlumusun gercekten?
senin kadar mükemmeli isteyen biri için
benim kadar kusurlu biri yeterli mi?
hep senin için ne yazdığımı merak ediyosun ya
öncelerde çok bocaladım yapamam diye korktum
ama çabaladın sen bırakmadın elimi ve ben hayal bile edemediğim kadar mutlu oldum
bu yüzden geri dönmene öyle ihtiyacım var ki tahmin bile edemezsin
uykumun arasında uyanıp seni görmeyi,
tenine dokunup bi kez daha kollarında huzurla uyumayı hayal ediyorum
tüm yaralarım kapandı
şimdi seninleyken bambaşka bi ben var sanki
daha iyi, daha güzel, daha sakin..
yalanlarım yok artık saçmalamalarımda..
yalnız değilim ilk defa..

27 Ağustos 2009 Perşembe

Yeraltından Notlar

Bende sistemin içine girdim ya da çekildim. Herneyse çok da önemli değil. Büyük hayallerim vardı daha dünyayı gezecektim. Fark yaratacak işler yapacaktım. Kendimi hiç bilmediğim konularda eğitecektim daha. Aylar boyunca düşündüm taşındım. Kariyer planım yoktu hiç. Milletin girmek için bi tarafını yırttığı okulları ben kişisel tatmin için okudum. Haklarımı bilmem gerektiğini düşündüm hep. En geniş yelpazeden bakabilmek istedim hayata. Çok da kasmadım kendimi, diploma benim "altın bileziğimdi." Bi gün hayallerimi gerçekleştirdikten sonra belki istersem bi meslek sahibi olacaktım. Daha gençtim. Yurtdışına bi çok konuda bi sürü okula başvurdum. Daha fazlasını da görmek istedim. Yaşadığımız ufak karenin dışında neler olduğunu merak ettim. Ne istediğime karar veremedim günler geçti, aylar bitti. Kabuller geldi beni istediler. Ben neyi istediğimi hala bilemezken. Hayatımızın geri kalanına yön verecek mesleği seçme yaşının 18 olması cidden normal mi? Sanırım herkes aynı karmaşayı yaşıyor beyninde. "Peki ya şimdi ne olacak?"
Cevap basit. Sabah 9'da işbaşı. Bol kahve tüketimi ayılmak için. Çok çalışmak lazım, adam olmak istiyorsan. Ama ben adam olmak istediğimden pek emin değilim. Daha doğrusu başkalarının "adam" tabiri ile benimki uyuşmuyor pek. Onlar için adam olacağım bende. Çalar saati 7'ye kurup.

06 Ağustos 2009 Perşembe

NeVeR tHeRe..

Önce nefes almalıyım.. derin derin
Düşüncelerimi toplamak çok zor
Enternasyonal Kişiliklerimizin çatışması çok ağır
Dünya üzerinde bütün yaz boyunca köşe kapmaca oynadıktan sonra
Yollarımız kesişti yeniden
Ama ne kesişmek..
Aşk?? yok yok o değil de içimi titreten bişi var onda
Karşı koyamayan bi ben
Nerelere sürüklensede onu asla aklından sökemeyen..
Neyse
Bi hayaletin peşindeyim işte
Asla bana ait olmayacak, asla onun olamayacağım bi ruh
Siktirip gittiği yerde ne kadar kalacağını tahmin bile edemeyen
Aklı karışık küçük yaramaz bi çocuk
Peki ya ben ne yapıyorum, hala neye kaşınıyorum
Yalan söylemiyor
Bana içini döküyor sadece
Ama karar vermek bana kalmış
Gitmek ya da kalmak kararı
Peri masalı vaadetmiyor bana
Herşey basit olacak
Belki dönebilir, belki dönmez
Sonuçta buralardan uzaklaşmak iyi gelecekmiş
Nefes alacakmış
Alsın..
Benim artık onun için tüketecek nefesim kalmadı..

29 Temmuz 2009 Çarşamba

ilgilisine cevap

Çok güldürdün bi ev dolusu insanı akşam akşam canısı.. Bayaaaa eğlendik sayende.. Çemkirmek istiyosan çemkir istediğin kadar ben buradayım.. Ama şunu bilki sadece ben sana acıdığım için sen bi parça olsa huzur bulabiliyorsun.. Boşuna havlama..

18 Temmuz 2009 Cumartesi

başlarken

Önce kağıt bulmalıyım. Ardından kalem. Bi şeyler yazmalıyım çünkü... İçimde duramayacak biliyorum, hissediyorum. Susmak çözüm değil, konuşmalıyım. Haykırmalıyım hatta. Artık sorunlarımı çözmeliyim. Anlatacak hikayelerim var. Yollar gittim, denizler aştım ben. Gurbetlik çektim. Ordan buraya sürüklendim. Kilometreleri, günleri saydım... Ben dönmedim ya da sen gelmedin işte olmadı ya bi türlü. Olamayacak dedim, olsun dedin. Bitti gitti işte bitti gitti...
Bilgisayar açık duruyor önümde boş gözlerle ekrana bakıyorum. Ne kadar hızlı yazarsam yazayım o dijital tuşlara dokunarak 1'lerin ve 0'ların karmaşık kodlanmış dünyasında anlatmak istemiyorum hikayelerimi. Daktilonun bi tadı vardı zamanında, aslında hala denenebilir ancak klavyeden çok da haz aldığım söylenemez. Kağıtlar, kalemler gerekli bana. Doldurduğum yüzlerce deftere bi yenisini daha eklemeliyim.
Deniz kenarı olan ama etrafta kimseciklerin olmadığı bi yere atmak istiyorum kendimi. Sıkıldım çeşmeden, hep aynı insanlardan. Okumak, yazmak istiyorum. İçmek, içmek.. Çıplak ayak gezmek etrafta. Tahta zeminde yürürkenki gıcırdama seslerini duymak istiyorum, bişileri yeniden hissedebilmek... Uzaklara yelken açmış herkes geri dönsün istiyorum.
Zamanım çok yok biliyorum. Kalmadı gerçekten varolanın hepsini tükettim. Yedim, bitirdim. Sonra akışına kapıldım hayatın, gittim işte bi yerlere. Hep olanla yetindim, olmayanı umursamadım. Oysa şimdi daha fazlasını istiyorum. Zaten insanlar hep daha fazlasını istemez mi? Kimseden bi farkım yok bende istiyorum işte. Bizi gerçekten ilahi bi güç mü kusurlu yaratmıştı yoksa kendimize kusurlar katan biz insanlarmıydık?!
Evrensel sorgulamalara dönmeyeceğim şimdi. O dairenin etrafında çok döndüm. Her bi sorgunun bi diğerine, en sonunda hiç bi yere çıkmadığı döngüler, işte biz zavallı insanları meşgul etmek için yaratılmış sadece. Antik yunanda yaşayan bi filozof kadar vaktim olsa düşünürdüm. Bi daha bi daha aynı döngülerin orta yerine bırakırdım benliğimi. Belki böylece daha çok var olurdum ya da çok daha çabuk yok olurdum. Kim bilir?
Vantilatör başımın tam üstünde dönüyor. Tavandaki lambanın etrafında dans ediyor sanki. En az kalkmakta olan bi uçak kadar da gürültücü. Önemli değil ama. Yazmamı engelleyemez. Afrikadayım şimdi. Rüzgarları bile sıcak esen muhteşem kıta. Belki de bu kadar muhteşem olduğu için hep sömürülmüştür. Açlık ve sefaletin ardında çok az insan görebilir onun yalın ve gerçek güzelliğini. Çocuklar geçiyor gözümün önünden. Koca kafalı cılız çocuklar... Belgesel fotografçıları gibi onları resmetmeyeceğim. Milyonlarca kez gösterilmiş beslenemeyen insan vücutlarını show malzemesi olarak kullanmayacağım.
Kızıl kumlardan, alabildiğine uzanan gökyüzüne dikiyorum gözlerimi. Huzur arıyorum yine dünyanın bi ucunda...

10 Temmuz 2009 Cuma

yalnızca

Hava sıcak, hayat bunaltıcı.. Beachlere gitmek saçma, güneşi yüksek dozda müzikle görmek çok da gerekli değil.. Cumartesi gecesi için problem demetakalına mı gitsek yoksa serdara mı? Neyse ben zaten ruhsuzum, duygusuzum işte biliyosunuz beni.. Uzun zaman önce yazdığım bi yazıya baktım da, nedense ben artık böyle hissedemiyorum. Hissetmiyorum, hissettirilmiyorum. Büyüdük de o aşk masallarıyla kandırılamıyormuyuz. Yoksa artık herşey için çok mu geç?



"söylenecek fazla bişi yok.. ben yalnız başıma kendi yatağıma uzanana, acı beni sanki üzerimden silindir geçmiş gibi yatağa çivileyene kadar kederlenmeyi bekletiyorum.. acı bileklerimde, ellerimde, karnımda.. yatağımda dönüp duruyorum.. yokluğa alışmak için ilk çabalar.. kendi seçmiş olmadığım bi yalnızlık.."


Sevgiler

26 Haziran 2009 Cuma

farkettim ve çok güldüm

beni bu kadar umursamasaydın
ordan burdan silmek zorunda da kalmazdın

ne önemliymişim ne önemliymişim
acayip de kıskanılmışımdır büyük ihtimalle
hep aynı hep aynı
ben bişi yapmasamda
konuşmasamda, hareket etmesemde
parmağımı bile kıpırdatmasamda
batıyorum
çekiyorum insanları
sonra bi de haberim bile yokken
kendi kendilerine tavır alıyorlar
3 gün sonra yeni heyecanlar bitince ne olur
bilmem
ama hep dedim ya bu kadar çok umursama
hayatı, kendini, diğerlerini...
sonuçta hepimiz koskoca dünyada sadece

tek bi insanız
fark yaratabilirmiyiz
ya da farklı olabilirmiyiz
herşeyin bi sebebi vardı
sonuçta ben haklı çıktım
bu kadar ufak hareketler
adamlığına yakışmıyor
yakışmadı.


içiyorsam sebebi çok
maden suyundağn :)