The individual has always had to struggle to keep from being overwhelmed by the tribe. If you try it, you will be lonely often, and sometimes frightened. But no price is too high to pay for the privilege of owning yourself...

Nietzsche

29 Temmuz 2009 Çarşamba

ilgilisine cevap

Çok güldürdün bi ev dolusu insanı akşam akşam canısı.. Bayaaaa eğlendik sayende.. Çemkirmek istiyosan çemkir istediğin kadar ben buradayım.. Ama şunu bilki sadece ben sana acıdığım için sen bi parça olsa huzur bulabiliyorsun.. Boşuna havlama..

18 Temmuz 2009 Cumartesi

başlarken

Önce kağıt bulmalıyım. Ardından kalem. Bi şeyler yazmalıyım çünkü... İçimde duramayacak biliyorum, hissediyorum. Susmak çözüm değil, konuşmalıyım. Haykırmalıyım hatta. Artık sorunlarımı çözmeliyim. Anlatacak hikayelerim var. Yollar gittim, denizler aştım ben. Gurbetlik çektim. Ordan buraya sürüklendim. Kilometreleri, günleri saydım... Ben dönmedim ya da sen gelmedin işte olmadı ya bi türlü. Olamayacak dedim, olsun dedin. Bitti gitti işte bitti gitti...
Bilgisayar açık duruyor önümde boş gözlerle ekrana bakıyorum. Ne kadar hızlı yazarsam yazayım o dijital tuşlara dokunarak 1'lerin ve 0'ların karmaşık kodlanmış dünyasında anlatmak istemiyorum hikayelerimi. Daktilonun bi tadı vardı zamanında, aslında hala denenebilir ancak klavyeden çok da haz aldığım söylenemez. Kağıtlar, kalemler gerekli bana. Doldurduğum yüzlerce deftere bi yenisini daha eklemeliyim.
Deniz kenarı olan ama etrafta kimseciklerin olmadığı bi yere atmak istiyorum kendimi. Sıkıldım çeşmeden, hep aynı insanlardan. Okumak, yazmak istiyorum. İçmek, içmek.. Çıplak ayak gezmek etrafta. Tahta zeminde yürürkenki gıcırdama seslerini duymak istiyorum, bişileri yeniden hissedebilmek... Uzaklara yelken açmış herkes geri dönsün istiyorum.
Zamanım çok yok biliyorum. Kalmadı gerçekten varolanın hepsini tükettim. Yedim, bitirdim. Sonra akışına kapıldım hayatın, gittim işte bi yerlere. Hep olanla yetindim, olmayanı umursamadım. Oysa şimdi daha fazlasını istiyorum. Zaten insanlar hep daha fazlasını istemez mi? Kimseden bi farkım yok bende istiyorum işte. Bizi gerçekten ilahi bi güç mü kusurlu yaratmıştı yoksa kendimize kusurlar katan biz insanlarmıydık?!
Evrensel sorgulamalara dönmeyeceğim şimdi. O dairenin etrafında çok döndüm. Her bi sorgunun bi diğerine, en sonunda hiç bi yere çıkmadığı döngüler, işte biz zavallı insanları meşgul etmek için yaratılmış sadece. Antik yunanda yaşayan bi filozof kadar vaktim olsa düşünürdüm. Bi daha bi daha aynı döngülerin orta yerine bırakırdım benliğimi. Belki böylece daha çok var olurdum ya da çok daha çabuk yok olurdum. Kim bilir?
Vantilatör başımın tam üstünde dönüyor. Tavandaki lambanın etrafında dans ediyor sanki. En az kalkmakta olan bi uçak kadar da gürültücü. Önemli değil ama. Yazmamı engelleyemez. Afrikadayım şimdi. Rüzgarları bile sıcak esen muhteşem kıta. Belki de bu kadar muhteşem olduğu için hep sömürülmüştür. Açlık ve sefaletin ardında çok az insan görebilir onun yalın ve gerçek güzelliğini. Çocuklar geçiyor gözümün önünden. Koca kafalı cılız çocuklar... Belgesel fotografçıları gibi onları resmetmeyeceğim. Milyonlarca kez gösterilmiş beslenemeyen insan vücutlarını show malzemesi olarak kullanmayacağım.
Kızıl kumlardan, alabildiğine uzanan gökyüzüne dikiyorum gözlerimi. Huzur arıyorum yine dünyanın bi ucunda...

10 Temmuz 2009 Cuma

yalnızca

Hava sıcak, hayat bunaltıcı.. Beachlere gitmek saçma, güneşi yüksek dozda müzikle görmek çok da gerekli değil.. Cumartesi gecesi için problem demetakalına mı gitsek yoksa serdara mı? Neyse ben zaten ruhsuzum, duygusuzum işte biliyosunuz beni.. Uzun zaman önce yazdığım bi yazıya baktım da, nedense ben artık böyle hissedemiyorum. Hissetmiyorum, hissettirilmiyorum. Büyüdük de o aşk masallarıyla kandırılamıyormuyuz. Yoksa artık herşey için çok mu geç?



"söylenecek fazla bişi yok.. ben yalnız başıma kendi yatağıma uzanana, acı beni sanki üzerimden silindir geçmiş gibi yatağa çivileyene kadar kederlenmeyi bekletiyorum.. acı bileklerimde, ellerimde, karnımda.. yatağımda dönüp duruyorum.. yokluğa alışmak için ilk çabalar.. kendi seçmiş olmadığım bi yalnızlık.."


Sevgiler

26 Haziran 2009 Cuma

farkettim ve çok güldüm

beni bu kadar umursamasaydın
ordan burdan silmek zorunda da kalmazdın

ne önemliymişim ne önemliymişim
acayip de kıskanılmışımdır büyük ihtimalle
hep aynı hep aynı
ben bişi yapmasamda
konuşmasamda, hareket etmesemde
parmağımı bile kıpırdatmasamda
batıyorum
çekiyorum insanları
sonra bi de haberim bile yokken
kendi kendilerine tavır alıyorlar
3 gün sonra yeni heyecanlar bitince ne olur
bilmem
ama hep dedim ya bu kadar çok umursama
hayatı, kendini, diğerlerini...
sonuçta hepimiz koskoca dünyada sadece

tek bi insanız
fark yaratabilirmiyiz
ya da farklı olabilirmiyiz
herşeyin bi sebebi vardı
sonuçta ben haklı çıktım
bu kadar ufak hareketler
adamlığına yakışmıyor
yakışmadı.


içiyorsam sebebi çok
maden suyundağn :)

25 Haziran 2009 Perşembe

ShiNe A LiGhT

Müzik zevki coldplayden öteye gitmeyenler lütfen konuşmayın, görüşmeyin benle, hatta mümkünse beni görünce yol değiştirin çünkü sinirlendiriyorsunuz beni. Tamam chris denen çocuğun ortalama bi yeteneği vardır, cool takılır, gwyneth aplayı götürür ancak yapacağı hiç bi şarkı bi klasik olmayacaktır, olamayacaktır. Asla bi "Let it be" çıkmaz ondan bi "Paint it black" ya da bi "Hotel California." Şimdi bariz olan şeyleri burada satırlarca açıklamayacağım. Bu durumun farkını kavrayabilen insanlar zaten anlıyor neden bahsettiğimi. Diğerleri de bana "ama bak scientist güzel şarkı" falan demeye çalışmasın. Hele viva la vida denince benim tüyler diken diken diken diken... Cat Stevens aka Yusuf İslam amcamızı dinleyelim azcık sonra üstüne bi de Jimi Hendrix? Bende mesela resim sanatından hiç anlamam ama buna rağmen gidip de popülist, yeni moda bi ressamı Salvador Dali ile ya da Vincent van Gogh ile kıyaslayacağım diye tutturmam.
Chris'cim canısı u can't fool me beybi ok?! Bence coldplay sevdasından vazgeçip Pussy Cat Dollz'a katılabilirsin. Nicole ayrılcam diye tutturuyormuş yine..

22 Haziran 2009 Pazartesi

monday shots

çok yakın arkadaşlarımdan birinin düğünü var bu cumartesi
hep birlikte katılacağız
anılar tazelenecek
gerçek dostluklar aradan geçen yıllarla tükenmiyor
daha da güçleniyor
liseden beri erkek arkadaşı olan kişiyle evleniyor
24 yaşında
treni kaçırıyormuyuz ne?

shot

ev arkadaşı yapayım dedim
2 hafta yetti
gitmesi gerekti
son ev arkadaşımla 3 sene herşeyi paylaşmıştık
şimdi birbirimizin yüzüne dahi bakmıyoruz
uyumsuz bi insanda değilim oysa ki

shot

geçenlerde bi akşam
adamı gece 3.30 da yataktan kovdum
yetmedi bi de evden attım
ben sarılıp uyuyamam
hava çok sıcak

shot

interrail yapasım geldi sonra vazgeçtim
rahatıma düşkünüm
akşama kadar uyurum ben
pek bi işime yaramaz herhalde
sokaklarda yatmak
yapmamış olduğum şey değil
bana bunlarla gelmeyin

shot

bu aralar herkes sigara düşmanı kesildi
eskiden ne güzel herkes heryerde içerdi
şimdilerde bir sağlık furyası çıktı
hoş değil
içeninde hakkına saygı göstermek lazım
sonuçta bakkalda satılan birşeyden bahsediyoruz
eroin değil yaa

shot

eve dönmeden önce uğradığım tekelci amca
çok içiyorsun be güzel kızım dedi
boşver amca atın ölümü arpadan olsun dedim
şimdi böyle dermişim ama gençlik bitince
acısını çekecekmişim
olabilir, nasip, kısmet..

shot

hala bara girmeden önce kimlik göstermemi istiyorlar
geçenlerde havelka da sordular
bayaaa güldük
günün esprisiydi
çıkardığım ehliyeti incelemiyorlar mı bi de
komik

shot

iyice şımardığımı farkettim
hayatımı daha ne kadar askıya alabilirim
bişeyler yapmam lazım
farkındayım farkındayım..

shot

okuduğum mesleği yapmaya karar verdim
bu memleketin bana ihtiyacı var
vazgeçtim gitmekten
müjde :)

shot

elele tutuşmaktan hoşlanmıyorum
sarılmak öpüşmekte bana göre değil
duygusal bi yönüm varsa da çok derinlerde
üzgünüm kadının olamam

shot

4 Haziran 2009 Perşembe

sakin

kocaman çantamın içinde gezer sürekli elim
bişiler arar dururum, aradığımı da bi türlü bulamam
dağınığımdır, sorumsuzumdur
gün boyu giydiğim kıyafetlerle yatar
yattığım kıyafetlerle kalkarım hiç de umursamam
bazen fazla rahatımdır
beni panik halinde gören olmamıştır hiç
saçlarım her zmn karman-çormandır, kabarıktır
uçları kırıklarla doludur
taramakla uğraşmam
umursamazımdır
nası göründüğümü, onu, bunu, insanları, çevremi umursamam
arada hayatımı dondururum yok olurum bi süre
sonra geri gelir kaldığım yerden devam ederim
gezgin ruhuma kimse halat geçiremez
gittim-geldim yine
iyi oldu
ayarlarımı yenilemem gerekiyormuş
zaman zaman gereksiz insanları silerim hayatımdan
ama bakıyorum ki ne kadar çok insanı silsemde bitmiyorlar
telefonlar susmuyorlar
yalnız kalmak istediğimi anlamaları bu kadar mı zor
veya yalnız kalabilmek bu kadar mı imkansız
sadece nefes almaya ihtiyacım vardı
iyiyim yaşıyorum
merak eden herkese teşekkürler..

19 Mayıs 2009 Salı

ben, sen, o

Keskin çizgilerim var. Ya "evet" ya "hayır" benim için grilere yer yok.. Çok ani dönüşlerim var. Ne istediğimi bilirim genelde. Bildiğim istediğimin peşine düşerim. İstediğim olana kadar savaşırım, istemediğime karar verirsemde hızlı bi şekilde vazgeçerim. Ardıma dönüp bakmam. Bakmadım hiç. Hepsini istemem. İstediğim şeyi belirlerim. Planlarım, milyonlarca küçük ayrıntıyı hesap edip sanki hiçbişi yapmamışım gibi bi görünüm veririm. Herkese göz kırpmam. Göz kırptığım insan kırptığımı bile anlamaz.
Birinin blogunu okuyordum da (isim vermek istemiyorum ama takip listemde değil) o blog benim bu blog senin dolaşırken rastgeldim. Sevgilisi olduğunun anlaşıldığı, sevgilisi olmayan, adsız olarak yorum yazan herkese ama herkese iş atıyor resmen. Herkese bebişimler hepsine öpücükler. Maceraperest ruhunu bi yatak odası macerasından diğerine atıyor. Yaşadıklarını yazıyor, o da bunlardan roman olur sanıyor.. Oysa kimsenin yaşadığından daha fazlasını yaşamadın sen ve kimsenin gördüğünden daha değişik değil yaptıkların. Tüm bunlar ruhuna ağır geliyor, umursamaz görünüyor. Hiç sevilmemiş gerçekten belki de bu yüzden ilgiye bu kadar aç. Banane dimi
evet banane
bilmem canım sıkkın
düşüncelerimi yazabilecek kadar toparlayamıyorum
Kıskançlık mı
HAHA YOK ARTIK
işin en garibi bu belkide
ben kıskanmam
ne benden daha güzel olanı
ne sevgiliyi
ne elalemi..
benim olanı severim
olmayanı olduramıyorsam umursamam bile
böyle de rahat bi insanım
bazen "nirvana bu mu yoksa lan?" diyorum
ama nirvana olsa çoktan huzura erişmem gerekirdi
oysa bende huzurdan eser yok
bedenimi zapdettiğim gibi
beynimi zapdetemiyorum

14 Mayıs 2009 Perşembe

saçmalamak

beynimi zaptedemiyorum çok fazla düşünüyorum çok..
karışığım, karmakarışığım
bi an istediklerimi yapmak için var gücümle çabalarken
bi saniye içinde saçmalamaya başlıyorum
kendimden nefret eder hale geliyorum
oynuyorum aslında kendimi kandırıyorum
bile bile yine aynı çıkmazlara itinayla itiyorum benliğimi
kişiliklerim çatışıyor
artık içimde haykıran kızı susturamıyorum
olmuyorum, olduramıyorum
kaçmak istiyorum, kaçamıyorum
neden bilmiyorum
neye kasıyorum anlamıyorum
kendimi artık o kadar da iyi tanıyamıyorum
kopuyorum
sakin kalamıyorum
saldırıya hazırım
canını yakmaya yer arıyorum
sonra hiç bişi yokmuş gibi gülümsüyorum yine
ait olmanın ötesinde
yalnız olmanın doruğundayım
görmüyorsun, göremezsin..


ben kimim bilmiyorum
peki ya sen kimsin?

13 Mayıs 2009 Çarşamba

beni özledin mi?

...................................................................................................................................................ÖZLEMEDİM.
En nefret ettiğim sorudur. Çünkü insanın herşeye alışabileceğini düşünürüm. Kolunu kesseler kolsuzluğa da alışılınır bi şekilde. Birilerini ya da bişileri özlemek saçma geliyor. Duygusal yönümüzün yarattığı bi acizlik karmaşası daha işte.
Ama tabi hayatı orda-burda geçmiş birisi için söylemesi kolay olabilir.
Herneyse.


“It is not the strongest of the species that survives, nor the most intelligent that survives. It is the one that is the most adaptable to change.” Charles Darwin