hep gitmek isteyip de gidemediğim o yere, hep olmak isteyip de olamadığım o kişiye..
The individual has always had to struggle to keep from being overwhelmed by the tribe. If you try it, you will be lonely often, and sometimes frightened. But no price is too high to pay for the privilege of owning yourself...
Çok basit bişi vardı aklımda çok çok insani bi içgüdü.. Bu yüzden tamam dedim hadi "al beni burdan Taksim'e gidelim." Bi yemek yer başımdan savarım. Düşmez daha peşime. Yemeği biralar izledi (çooook biralar) ardından tekilalar (fazlaaa tekilalar).... Sonra hiç durmamacasına konuşmaya başladım. Sadece anlattım eminimki ona tek kelime etmesi için fırsat vermedim. Doğrularımı, yanlışlarımı, çocukluğumu, varoluşlarımı, yokoluşlarımı, terkedişlerimi, terkedilişlerimi, aşklarımı, nefretlerimi...... herşeyi herşeyi anlattım. Yıllarca insanların kendime ait bir cümle ipucu verebilmem için yalvardıkları anlardan sonra hayatımda 2. defa gördüğüm bi yabancıya tüm benliğimi çırılçıplak sundum. Neden mi? Bilmiyorum ve hiç bilemeyeceğim.. Özgürdüm gidenler gitmişti ve kalan hiçbir sağ yoktu yine. Aynı dairelerde döndüm döndüm YİNE (!) bazen kendimi sirk hayvanı gibi hissetmiyo değilim ama herneyse... Ardından "hadi gidip sevişelim" dedim. Bütün gece kafasını ütülememin bi bedeli olmalıydı ve ben o bedeli ödemeliydim. Bana herşeyin bi bedeli olduğu öğretilmişti çünkü... Bu gece de öyle olmadığını öğrenecektim... Evine gittik... İstanbul ayaklarımın altındaydı tam kelimesiyle... Yirmi küsürüncü kattan şehre bakıyodum hayran hayran... Sarıldı, ellerini itmedim... Öptü artık o yabancılığı kalmamıştı... İstersen diğer odada uyurum dedi... Sabah gün aydınlandığında gecenin tüm büyüsü bittiğinde herşey iğrenç gözükür ve ordan kaçmak istersiniz ya ben istemedim. Hayatımda ilk defa hayal kurdum. Oda aydınlanmış olsada hiçbirşey farketmedi benim için... Hala bi büyü vardı benim vazgeçmek istemediğim... Kafam karışık yazı da karışık oldu Bunca zaman sonra paslanmışım sadece...
son günlerde uzaktım biraz evime, odama, yatağıma, ait olduğum yere.. tatil iyi geldi evet :) herşey bıraktığım gibiydi sanki burada zaman hiç geçmemiş tüm eşyalar yerli yerinde astığım çamaşırlar kurumuş tabi onları toplamam lazım
gitmeden önce biriyle görüşüyodum çok yaklaşma bana demiştim çok ceset bıraktım ardımda.. ait olmayı hiç sevmem, özgür olmalıyım ben uçmalıyım, kaçmalıyım aklıma her nası eserse işte o an onu yapmalıyım.. mutlu olduğunu söylemişti mutlu olduğu sürece devam etmek istermiş beni görmeye sonuçta güzel bişi paylaşıyomuşuz paylaşmak?!? ne romantik :) ifadesiz bakmıştım suratına "neyse ben gidiyorum yarın" derken
abartmıyorum beni yok olduğum bu 2 hafta boyunca hergün aradı hava dedi, su dedi ne biliyim dedi bişiler işte hiç sıkmadı beni, şaşırdım alıştım hatta hergün sesini duymaya ironik geldi !
ne biçim bi çelişki bu böyle birine aşık olursun, çabalarsın kul olursun, köpek olursun telefonda 1 ufak çağrı görmek için deli olursun o ise asla aramaz mutlaka bi bahanesi olur uzaklaşır ardından ortada hiçbir neden yokken çekip gider.. sonra adamın biri çıkar işimizi hallettik şimdi siktir git dersin adam bi türlü gitmez (!) yapışır kalır
dün akşamda aradı bu şahsiyet ne zaman geleceğimi sordu geyik muhabbetinin orta yerinde bi an durdu ve "ben senden başka kimseyle görüşmüyorum" dedi hımmm monogomy how nice :) sustum sadece kendi kendime gülümsedim daha öğrenmesi gereken çok şey vardı ama ona tüm bunları öğretecek olan kişi ben değildim canını yakarım diye korktum, kaçtım "ben dönmüyorum" dedim.