The individual has always had to struggle to keep from being overwhelmed by the tribe. If you try it, you will be lonely often, and sometimes frightened. But no price is too high to pay for the privilege of owning yourself...

Nietzsche

27 Aralık 2011 Salı

yavaş, ağır ama sakin



Korkmaktan başlasak mesela
Ben korkarım
Çok şeyden korkarım
Sadece gecenin bi yarısı fütursuzca sokaklarda dolanabildiğim için çok cesur sanma beni....
Korktuğumda bana sarılabilirsin.
Sana ihtiyacım olabilir...
Çok kere, çoğu kere...
Birine sarılmaktan da korkarım aslında
İnsanlara en çok sarılmak istediğim anlar
Onların hayatımdan yok oluşlarıyla aynı zamana denk gelmiştir hep...

Güçlü görmek isterler ya beni
Ya da ben hep güçlüyümdür ya
Başıma ne gelirse gelsin
Köprüden geçerken suya bakarım boş boş
Dinmek için, dinlenmek için.
Aklımdan dahi geçmez o arabayı durdurup o soğuk metal tellere tutunup
Ardından ayaklarımı yerden kesip atlamak.

Su güzeldir.
Olağandır, sakindir...
Dinginleşirim bi an
İşte o an sarıl bana
Savunma mekanizmam kalmamıştır çünkü o küçük anda
Uzaklaşma sırf ben kavranamam diye

Soğuk suyu sevmem
Batmaya başladığımdan beri de yüzmeyi unuttum sayılır zaten
Elimi tut, ufağım ya
Ayağım çabucak yerden kesilecektir
Ayağımın bastığı yere geri dönmek için çırpınacağımdır da büyük ihtimalle
Eğer benimle devam edebileceksen açıklara çek beni
Yok ama eğer bu an son anımızsa
Bırak kıyıya çıkayım
Cesedimi sahilden sabah koşusu yapan birileri bulmasın
Toplayıp atmasınlar belediyenin çöplüğüne

Sadece elimi tut
Bileklerine bağlanmış bir taş parçası misali seni dibe çekmek istemem
Ama bazen benim bile yardıma ihtiyacım olabilir
Hem neden olmasın ki
Bende etten, kemiktenim...
Çelikten yapılmadım.

Zaten suyun kaldırma kuvveti yok muydu
Beni tutmak o kadar ağır gelmeyecektir bu sefer sana


Musiki: Florence & The Machines – Heavy in your arms

2 yorum: