The individual has always had to struggle to keep from being overwhelmed by the tribe. If you try it, you will be lonely often, and sometimes frightened. But no price is too high to pay for the privilege of owning yourself...

Nietzsche
my love etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
my love etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Mart 2011 Salı

volver

Gimme a ticket for an aeroplane,
Ain't got time to take a fast train..
Lonely days are gone, I'm a-goin' home,
'Cause my baby just a-wrote me a letter.

I don't care how much money I gotta spend,
Got to get back to my baby again
Lonely days are gone, I'm a-goin' home,
'Cause my baby just a-wrote me a letter.

Well, she wrote me a letter
Said she couldn't live without me no mo'
Listen mister can't you see I got to get back
To my baby once a-mo'--anyway...

Box Tops - the letter


Seni özlüyorum al tamam teslim oluyorum

SENİ SEVİYORUM..

İstediğin bu değilmiydi.. Yeterince acı çektiğime inandığım için sadece ilişkilerden kaçıyorum. Hepsi yettii.. diyorum. Ama sen uyurken sarılınca dayanamıyorum. Veya ''benim evimdesin misafirsin colayı ben getiricem'' dediğinde. O kadar iyi niyetli ki bi insan ancak bu kadar gerizekalıca saf olur derken... Kimse bana hayatım boyunca senin kadar iyi davranmadı anlıyormusun? Ben seni seviyorum demem ben ''kapa çeneni gerizekalı'' derim. Haklısın ''open relationship'' isteyen bendim. Sen kalmamı istedin. Ben kalmaya dayanamadığım için kaçtım kaçtım. Ama artık kaçmak istemiyorum. Seninle kalmak istiyorum. Bütün gece bana sarılmanı istiyorum...

İşleri bu kadar boktan hale getirdikten sonra nasıl geri dönülür bilmiyorum. Geri dönülebilir mi onu da bilmiyorum. Sadece canımı yakma. Canım yanmasın diye ördüğüm o kocaman duvarlarım vardı.. Sonra seni haketmediğin hiç bi suçunun olmadığı bişeye sürükledim. Haklısın yalan söyledim. Yalanlaaaarr söyledim. Yakalandım.

Delinin tekiyim ama deliliğimi sevdin itiraf et. Üzgünüm.. Pişmanım diyemem çünkü ben buyum. Ama eğer beni tüüüüm bu kusurlarıma rağmen hala sevmeyi kabul ediyorsan.....

2 Şubat 2011 Çarşamba

just this

Hayatım boyunca yazdım ben... Defterler dolusu yazdım... Bi nebze de olsa 80'ler çocuğu olmamızdan kaynaklı olarak geç tanıştık bilgisayarlarla. Belki bu yüzdendir hiç bilgisayarda günlük tutmadım. Blog dışında bilgisayarda yazı yazmadım. Yazdıklarımı silmem, değiştirmem... Sanki kağıda yazınca silme hakkından sonsuza dek vazgeçmiştim gibi. Sayfayı yırtıp atabilirdim evet ama kenarındaki tırtıklardan belli olurdu orada bi küçük hile yapmış olduğum. Neysee..

Ergenlik dönemimde aptal plastik kilitleri vardı günlüklerimin. Çoğu hediye gelmiş kalpli, çiçekli, böcekli kız çocuğu günlükleri işte. Bana kalsa herhangi bir defter parçası da olurdu, yazmak için pembe kokulu kağıtlar gereksizdi. Önemli olan görüntü değil içerik ya. (Yüksek bütçeli hatta şu aralar 3D muhabbetinin döndüğü Hollywood filmlerinden nefret etme sebebim. Hayır abi Avatar müthiş değil!!) Neyse konuyu dağıtmadan.... Aslında dağılması normal çünkü şu aralar pek ne yazacağımı bilemiyorum. Korkunç bi dönem. Neysee..

Bu bloga 2 seneden fazladır yazıyormuşum (evet yeni farkettim ne var). Zaman çok çabuk geçiyo... Bomboş bi dönemdi hayatımda. Ne yapmak istediğime karar vermeye çalışıyordum. Aslında önemli olan ne yapmak istediğim değildi de, hayatımla ilgili mantıklı kararlar almaya çalışıyordum işte. O zamanlar sayımız gerçekten çok azdı. Dönüp dolaşıp aynı bloglarda alırdık soluğu. (Ah bizim zamanımızdaki bayramlar demeyeceğim...) Neysee..

Tekrar dönüp okudukça ne kadar karışık yazdığımı farkettim. Bazı olayları ve kişileri ben bile anlamadım ilk okuduğum anda. Sonra çaktım. Bazı yazıları okuyunca "bunu ben mi yazdım lan yok artık gidip kitap da yazıyim bari elim değmişken" dedim. (Dedim evet ne var?!) Bazı yazılarda da kendimi "spastik", "embesil" ha bideee "utanmaz-arlanmaz" ilan ettim :) Neysee..

Şu aralar hayatıma bakacak olursak eğer... İş aynı yoğunlukta devam ediyor. Ofiste yattığım geceler bilirim. Hayatımın aşkı dünyayı ele geçirme planlarından vazgeçip ülkeye kesin dönüş yaptı. 1.5 sene sonra ilk kez görüşüp tekila içtik. Belimden kavradı beni kendine doğru çekti ama öpmedi bile. Belkide artık beni öpmek istemiyordur. Ya da hatta beni sevmiyordur... Neyseee..




Not 1: Hayatımın aşkı beni kolumdan tutup Tron filmine götürdü. Başkası götürse hayatta 3D filme gitmezdim de hayatımın aşkı işte naparsın... Spoiler vermeden anlatmak gerekirse filmin başlarında karakterimiz babasının eski atari salonuna gidince....... (80'ler o 'yeah atari salonları falan) şalterleri kaldırıncaaa...... Jukebox'ta JOURNEY-SEPERATE WAYS çalmaya başlıyor!!! Nası hoşuma gittiii, ne zamandır da dinlememişim özlemişim falan :) adamı o an öpesim geldi iyiki Tron'a geldik falan yuppiii modlarındayım ama o beni öpmedi. Koltuklarımızın aramızdaki ortak koluna aynı anda kollarımızı bile koymadık. Kolu koluma değmedi hani. Ulan 14 yaşımdayken bile cinsel olarak şu andakinden daha aktiftim allahın belası.

Not 2: Müzikal bi nottan sonra okumalık bi not; PATTI SMITH-JUST KIDS kitabı müthiş-müthiş-müthiş. Türkçeye de çevrilmiş. Çeviri olarak okumak isterseniz de ismi ÇOLUK ÇOCUK. Kitabı çok fazla anlatmak istemiyorum, kendiniz hayal edin-yaşayın-tadın diye. Ama gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki şu 3D filmlerden bi bok olmaz.

Haydi dostlar öperim... Kalın sağlıcakla!

1 Kasım 2010 Pazartesi

ruh eşi

Başlığa aldanma sayın okuyucu benim hiç ruh eşim olmadı
Ben hiç ruhuma benzeyen bir başka ruhla karşılaşmadım
Hiçbir ruhla ruhum birbirini tamamlayarak bir bütünü oluşturamadı
Benim ruhum pek kendine münhasır bir şahsiyet olduğu için
Kimseyle benzeşemedi
İnsanlar huzur arar ya
Benim ruhum sakinliği sevmedi hiç
Hep kendine en zıt karakterlerin peşine düştü
Hep kavga, hep gürültü, hep birbirine fırlatılan şeyler gördü(!)
Son dönemin popüler şarkılarından "i love the way you lie" klibi gibiydi
Benim aşk hayatımın özeti
Çünkü amaçsız bir mazoşist ya da düpedüz psikopat olduğum için
Aşk bana göre parkta elele oturup bir simidi bölüşmek olamadı hiç
Kafamı duvarlara geçire geçire aşk yaşadım ben
Sevişirken dudaklarıma tatlı öpücükler konmadı
Kasıklarım ısırıldı
Ve ben nedense bunu istedim hep
Dokunulmaya kıyılmamayı değil
Etim morarırcasına kavranmayı sevdim
Sanki daha şiddetli olunca kaybetmezmişim gibi
Sanki hep en uçlarda yaşamak bedenime yapışmış bir lanetmişcesine..
Neticesinde birliktelikler ne kadar şiddetliyse ayrılıklarda bir o kadar kanlı oldu tabi
Bir daha adım anılmadı
Suratıma baktıklarında acı çektiler
Benimle olmak büsbütün acıydı zaten
"Seninle bunu yaşadıktan sonra buna sahip olamamak işkence olur" dediler
Bu yüzden hep sahip olmak istediler
Ben hep kaçtım..
Hayır kaçmaktan hiç yorulmadım sevgili
Yüzüme bakmamanı anlıyorum
Öyle bir karanlıktayım ki koymuyor..
Biliyorum nedenlerini
Bana bakınca içindeki şeytanı görüyorsun..
Yeniden o şeytana ait olmak istemiyorsun..

12 Eylül 2009 Cumartesi

1

yalnız geceler çok zor.. kokuna hasret kaldığım karanlık geceler
kendimi susturmaya çalışıyorum ama başaramıyorum
içimde öyle güzelsin ki, öyle büyük öyle derin seviyorum ki seni
her anımda seni istiyorum
aklımı hayallerimi tüm varlığımı sana adıyorum..
söyleyemediğim çok şey var
benden korkmanı istemediğim için, ne kadar deli olduğumu anlamaman için
gecenin karanlığında dönüp duruyorum yatağımda yine

bilirsin çok zor dalarım uykuya rahatsız ederim seni
yine de sesini çıkarmazsın hatta daha da içten sarılırsın bana
inanmadığım huzuru bulurum bende
sorunsuz uyurum..
sabah kalkıp önce kahvelerimizi koyarım
ardından kahvaltımızı ederiz
senin hatrın için bal yerim :)

mutlumusun gercekten?
senin kadar mükemmeli isteyen biri için
benim kadar kusurlu biri yeterli mi?
hep senin için ne yazdığımı merak ediyosun ya
öncelerde çok bocaladım yapamam diye korktum
ama çabaladın sen bırakmadın elimi ve ben hayal bile edemediğim kadar mutlu oldum
bu yüzden geri dönmene öyle ihtiyacım var ki tahmin bile edemezsin
uykumun arasında uyanıp seni görmeyi,
tenine dokunup bi kez daha kollarında huzurla uyumayı hayal ediyorum
tüm yaralarım kapandı
şimdi seninleyken bambaşka bi ben var sanki
daha iyi, daha güzel, daha sakin..
yalanlarım yok artık saçmalamalarımda..
yalnız değilim ilk defa..

3 Nisan 2009 Cuma

Affet

Bi sigara daha yaktım. Boş paketler gözüme çarpıyor. Dertler birikmişti. Oturcaz dedik ya sabaha kadar.. Amy Winehouse ile başlayan gaaayet cool modumuz İbrahim Tatlıses'e kadar düştü bi noktadan sonra. Şu anda kulaklarımda "kop gel günahlarından" çınlıyor. Kopup gelemiyorum günahlarımdan bi türlü ama. Artık çok geç. Sen bana geç kaldın, ben sana erken geldim. Alkol oranım çok yüksek şu anda büyük ihtimalle saçmalıyorum ama yazmalıydım, yazmak zorundaydım. Bunun daha dibi olmaz diyen şahsiyet, beni tanımadan önce her ne dediysen halt ettin. Kaçmamın bi sebebi var. Ah bi anlasan. Bi tanısan beni.. Zaten çoktaaan vazgeçerdin. Seni çok seviyorum, inan her an "acaba olsaydı nasıl olurdu?" diye kendime sorup duruyorum. Keşke bu kadar acımasız, soğuk kanlı bi seri katile dönüşmeden önce tanısaydım senin o sıcacık yüreğini. Keşkeler tüketiyor beni yine.

Ama yine de sana kıyamıyorum. Kendi bencilliğim için seni harcayamam.. harcamayacağım..

20 Şubat 2009 Cuma

friday i'm in love

Daha küçüklüğünde onun-bunun, etrafta boş bulunan ilk insanın eline terkedilen çocuklara karşı koşulsuz bi sevgi beslerim. Özel ilgi meselesi olsa gerek. Ailecek geleneğimizdir birazda. Bağımsızlık.. Küçük yaşta alıştırılırız yalnızlığa. Böylece ilerleyen yaşlarda koymaz değer verdiğimiz insanların çekip gidişleri. Onlar gittiler ve benim o kadar da fazla canım yanmadı hiç. Bağışıklık meselesi..

Şimdi elimi sıkı sıkı tutmuş bu ufacık mavi gözlü kızda kendimi görmemek elimde değildi. Küçük kuzenim ve ben bütün gün sahilde koşturup durduk, çimlerde yuvarlandık. Terledi, sorumlu annecikler gibi sırtına peçeteler koydum terini alsın diye. Garipsedi. Acıkınca mc donalds'dan çocuk menusu aldık. Hemde 2 tane. Oyuncakları da o seçti. Bakkaldan ekmek alıp kuşlara ve balıklara attık. Şen kahkahaları kulağıma müzik gibi geldi. Mutluluğun belkide en saf halini yaşadım bugün. Sevginin en yoğun biçimini..

Eve dönünce sütünü içirdim. Yorgunluktan hemen uykuya daldı. Yatağımda bi melek var şimdi. 6 yaşında dünyalar güzeli bi kız çocuğu. Bana hayatımın en güzel gününü yaşattı. Seni seviyorum Nina.. ve sana söz veriyorum hayatın boyunca kimsenin senin canını yakmasına izin vermeyeceğim. Bu gece ona sarılarak uykuya dalıcam ve belki de ilk defa birine sarılıcam uyurken..
İyi geceler..