The individual has always had to struggle to keep from being overwhelmed by the tribe. If you try it, you will be lonely often, and sometimes frightened. But no price is too high to pay for the privilege of owning yourself...

Nietzsche
katışıksız 1 nefret etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
katışıksız 1 nefret etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Şubat 2011 Çarşamba

just this

Hayatım boyunca yazdım ben... Defterler dolusu yazdım... Bi nebze de olsa 80'ler çocuğu olmamızdan kaynaklı olarak geç tanıştık bilgisayarlarla. Belki bu yüzdendir hiç bilgisayarda günlük tutmadım. Blog dışında bilgisayarda yazı yazmadım. Yazdıklarımı silmem, değiştirmem... Sanki kağıda yazınca silme hakkından sonsuza dek vazgeçmiştim gibi. Sayfayı yırtıp atabilirdim evet ama kenarındaki tırtıklardan belli olurdu orada bi küçük hile yapmış olduğum. Neysee..

Ergenlik dönemimde aptal plastik kilitleri vardı günlüklerimin. Çoğu hediye gelmiş kalpli, çiçekli, böcekli kız çocuğu günlükleri işte. Bana kalsa herhangi bir defter parçası da olurdu, yazmak için pembe kokulu kağıtlar gereksizdi. Önemli olan görüntü değil içerik ya. (Yüksek bütçeli hatta şu aralar 3D muhabbetinin döndüğü Hollywood filmlerinden nefret etme sebebim. Hayır abi Avatar müthiş değil!!) Neyse konuyu dağıtmadan.... Aslında dağılması normal çünkü şu aralar pek ne yazacağımı bilemiyorum. Korkunç bi dönem. Neysee..

Bu bloga 2 seneden fazladır yazıyormuşum (evet yeni farkettim ne var). Zaman çok çabuk geçiyo... Bomboş bi dönemdi hayatımda. Ne yapmak istediğime karar vermeye çalışıyordum. Aslında önemli olan ne yapmak istediğim değildi de, hayatımla ilgili mantıklı kararlar almaya çalışıyordum işte. O zamanlar sayımız gerçekten çok azdı. Dönüp dolaşıp aynı bloglarda alırdık soluğu. (Ah bizim zamanımızdaki bayramlar demeyeceğim...) Neysee..

Tekrar dönüp okudukça ne kadar karışık yazdığımı farkettim. Bazı olayları ve kişileri ben bile anlamadım ilk okuduğum anda. Sonra çaktım. Bazı yazıları okuyunca "bunu ben mi yazdım lan yok artık gidip kitap da yazıyim bari elim değmişken" dedim. (Dedim evet ne var?!) Bazı yazılarda da kendimi "spastik", "embesil" ha bideee "utanmaz-arlanmaz" ilan ettim :) Neysee..

Şu aralar hayatıma bakacak olursak eğer... İş aynı yoğunlukta devam ediyor. Ofiste yattığım geceler bilirim. Hayatımın aşkı dünyayı ele geçirme planlarından vazgeçip ülkeye kesin dönüş yaptı. 1.5 sene sonra ilk kez görüşüp tekila içtik. Belimden kavradı beni kendine doğru çekti ama öpmedi bile. Belkide artık beni öpmek istemiyordur. Ya da hatta beni sevmiyordur... Neyseee..




Not 1: Hayatımın aşkı beni kolumdan tutup Tron filmine götürdü. Başkası götürse hayatta 3D filme gitmezdim de hayatımın aşkı işte naparsın... Spoiler vermeden anlatmak gerekirse filmin başlarında karakterimiz babasının eski atari salonuna gidince....... (80'ler o 'yeah atari salonları falan) şalterleri kaldırıncaaa...... Jukebox'ta JOURNEY-SEPERATE WAYS çalmaya başlıyor!!! Nası hoşuma gittiii, ne zamandır da dinlememişim özlemişim falan :) adamı o an öpesim geldi iyiki Tron'a geldik falan yuppiii modlarındayım ama o beni öpmedi. Koltuklarımızın aramızdaki ortak koluna aynı anda kollarımızı bile koymadık. Kolu koluma değmedi hani. Ulan 14 yaşımdayken bile cinsel olarak şu andakinden daha aktiftim allahın belası.

Not 2: Müzikal bi nottan sonra okumalık bi not; PATTI SMITH-JUST KIDS kitabı müthiş-müthiş-müthiş. Türkçeye de çevrilmiş. Çeviri olarak okumak isterseniz de ismi ÇOLUK ÇOCUK. Kitabı çok fazla anlatmak istemiyorum, kendiniz hayal edin-yaşayın-tadın diye. Ama gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki şu 3D filmlerden bi bok olmaz.

Haydi dostlar öperim... Kalın sağlıcakla!

26 Ocak 2010 Salı

cevapsız sorular

Bir de sen karşıma geçtin
başka biri var "biri var" dedin
inanamadım gittiğine
inanamadım gittiğine
ne sen baktın ardına ne ben
HEP AYRI YOLLARDA YÜRÜDÜK
sustu bu gece karardı yine ay
kaldı geriye cevapsız sorular
uyandığında onu ilk kim görecek?
bıraktığım düşü kim büyütecek?

bi paket sigarayı ardı ardına içtim
bi şişe şarabı bardağa koymaya bile zahmet göstermeden
diktim kafama
evet ben birileriyle olmaya çalışmış olabilirim
hatta hikayenin bi yerlerinde mutlu olmayı bile denemiş olabilirim
tabi ne kadar başırısız olduğum sürekli aşikardır
ama hani herkes için bi "0" vardır ya
benim içinde olan o kişi
benden başka hiç bi karıya gram değer vermeyen
veremeyen
hatta tarzına çok ters bi şekilde bana nası değer verdiğine bile anlam veremediğim
aramızdaki kilometreleri bile sayamadığım adamı
şimdi uyandığında bi başkası görüyor
ve tek bi gece tek bi sabah değil
her ne kadar "hormonlar işte" kelimelerinin altına sıkıştırsa da
"biriyle birlikteyim" kelimesini kullanabileceği biri var

en son konuşmama kararı aldığımızda
aylarla nefes bile alamadığımı hatırlıyorum
evet benim içinde bi "o" kişisi var
ve ben o kişi için tüm herşeyden vazgeçebildim
sevdim
kendimden her uzaklaştırmaya çalıştığımda o bana daha sıkı sarılmıştı çünkü
ilk defa biri benden korkmamıştı
"sen her ne yaparsan yap ben burada olacağım" demişti
o da çok dengede değildi tabii
birşeyler oldu araya saatler, yollar, okyanuslar girdi
sonra o benden uzaklaştı
ama ben ona daha sıkı sarılabilecek kadar güçlü değildim
sevilmenin ne olduğunun bana tam olarak öğretilmediğini alem biliyor zaten
beceremedim.. bocaladım..
hata(lar) yaptım evet
ama şimdi "başkası.."


hani ölsem bile canım daha çok yanmaz

31 Ocak 2009 Cumartesi

cuma gecesi ateşi

Kaçıyorum diyorum ya
Açmıyorum telefonları
Kapımda bitiveriyosun
Kimseye hesap vermiyorum.. sana hiç veremem şimdi
"Git" diyorum
Yalnızlığımla oturuyoruz, bizi rahatsız etme..
Hayatımda hala hak iddia etmeye çalışıyosun
Oysa gözümün içine baka baka yalanlarını sıralıyosun sadece
Kimliğimden çok etime değer veriyosun
Anlamıyorum sanki tanımıyorum seni
Yalnız uyuyosun ya artık hayat gözünde büyüyor
Daha da tükeniyosun gözümde gün geçtikçe
Kendi bencilliğin bu sadece 'sevgin' falan değil
Umursadığını zannettiğin kişi de ben değilim
Sen kendinden başkasını düşünmezsin
Bi kahve içmeye diye geldin ya
Başladın yine hemen yargılamaya
Sanki benim veya hayatımın en ufak bi kırıntısında söz hakkın varmış gibi
Yıllar geçti ama sen hala beni hiç tanıyamadın
"Kendime dikkat etmeliymişim"
Merak etme sen
Ben kendimi her ne deliğe sokarsam sokıyim
Çıkartmasını da bilirim
Benim için endişelenmene gerek yok
Sen yoksun artık..
Aslında zaten hiç olmadın ki.